Halifeler Ve EhliBeyt

Bismillahirrahmanirrahim

Euzu billahi minel şeytanir racim

Ve sallallahu ala Muhammed ve Âlihi Muhammed vel e’imma vel Mehdiyyin ve sellim teslimen kesira

Sakaleyn Hadisine göre Peygamber’in Ehl-i Beyt’i, ümmete delil ve hüccet olma açısından Kur’an ile eş değerdedir. Bu hadise göre Kur’an ve Ehl-i Beyt, Peygamber’in geride bıraktığı, kıyamete kadar ümmete yol gösterecek ve asla birbirinden ayrılmayacak iki değerli emanet ve hüccetir. İlerideki bölümlerde Şia kaynaklarından nakledeceğimiz hadislere göre yeryüzü asla hüccetsiz kalmaz, eğer iki kişi kalsa, birisi mutlaka hüccet olur.Kaldı ki, Sakaleyn hadisi iki fırka (Şia ve Sünni) arasında da mütevatirdir ve her ikisi de bu hadisi rivayet etmişlerdir. Bazı muhaddislere göre Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih’in bu hadisi dört yerde buyurduğu açıkça nakledilmiştir.Arefe günü devesinin üzerinde, Hiyf mescidinde, Veda haccında Gadir Hum hutbesinde, vefat günü minberde okuduğu hutbelerinde:

Biz önce bu hadisi nakledeceğiz sonra Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih’ten bu hadisi nakleden sahabeleri ve hadisin geçtiği Ehl-i Sünnet kitaplarını zikredeceğiz:

Sahih-i Tirmizi, c. 13, s. 200

Zeyd b. Erkam naklediyor ki; Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Şüphesiz size öyle bir şey bırakıyorum ki eğer ona sarılırsanız, benden sonra asla sapmazsınız. Birisi diğerinden daha yücedir. Allah’ın kitabı gökten yeryüzüne uzanan bir iptir. Ve öz yakınlarımdan olan Ehl-i Beyt’im. O ikisi, havuzun başında bana ulaşıncaya dek asla birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl davranacağınıza dikkat edin.”

Bu hadis birçok Ehl-i Sünnet kaynağında Huzeyfe’den nakledilmiştir. Örneğin: “Tarih-i Bağdat”, c. 8, s. 442. Birçok Ehl-i Sünnet kaynağında da Zeyd b. Sabit’ten nakledilmiştir. Örneğin: “İhya-ul Sahih-i Tirmizi, c. 13, s. 200

Ehl-i Sünnet Kitaplarında İmamların ve Halifelerin On İki Kişi Olduğuna Dair Peygamber’in Hadisleri

Biz bu konuyla ilgili hadisleri Sünnilerin en muteber kitaplarından zikredeceğiz.

1- Buhari, “Tarih-ul Kebir” c. l, s. 446;     Ahmed b. Hanbel, “Müsned”, c. 5, s. 92; Ebu Avâne “Müsned”, c. 4, s. 396; Ebu Nuaym “Hilyet-ul Evliya” c. 4, s. 323; İbn-i Kesir, “el-Bidayet-u ve’n Nihaye” c. 6, s. 248; Taberânî, “Mu’cem-ul Kebir” s. 94 ve Menâvî, “Kunuz-ul Hakayık” s. 208’de şöyle naklediyor:

Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Benden sonra on iki halife gelecektir.”

2- Ahmed b. Hanbel, “Müsned” c. 5, s. 87 ve 88:

Resulullah vedâ haccında şöyle buyurdu: “On iki halife oldukça bu din, düşmanlarına karşı hep muzaffer olacak ve hiçbir muhalif ve münafık ona zarar veremeyecektir.”

3- Taberâni “Mucem-i Kebîr” s. 94:

Câbir b. Semure şöyle dedi: Babamla birlikte Peygamberin yanında idim. Buyurdu ki: “Bu ümmetin on iki hakimi olacak ki başkalarının onları yalnız bırakması, onlara zarar vermeyecektir.” Sonra Resu-lullah yavaşça bir şeyler söyledi ama ben duymadım.

Babama:”Resulullah ne söyledi?” diye sordum. Dedi ki: Şöyle buyurdu: “Hepsi Kureyş’tendir.”

4- Hasekânî “Şevahid-ut Tenzil” (Beyrut bas.) c. 1, s. 455: Ata’dan; İbn-i Abbas, “Mü’min olan birisi ile….”[1]
ayeti hakkında dedi ki: Bu ayet Ali aleyhi’s-selâm hakkında nazil olmuştur. Yani Ali Allah’ın birliğini tasdik etmiştir. “fasık olan bir olur mu?” [2] ayeti Velid b. Ukbe b. Ebu Muit hakkında nazil olmuştur. “Ayrıca Onlardan öyle İmamlar karar kıldık ki bizim emrimizle hidayet ederler.” [3] ayeti hakkında da şöyle dedi: “Yüce Allah, Musâ ile Hârun’un vefatından sonra Harun’un evlatlarından yedi kişiyi Beni İsrâil için İmam karar kıldı. Aynı şekilde Ali’nin evlatlarından yedi tanesini İmam karar kıldı. Sonra Harun’un yedi evladından başka beş tanesini daha seçerek, onları tam on iki naip olarak karar kıldı.”

Peygamberimiz İmamların Adını Açıkça Buyuruyor

1- Feraid-us Simtayn, c. 2, s. 313:

Abdullah b. Abbas’tan; Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Ben peygamberlerin efendisiyim, Ali b. Ebu Talib de vasilerin efendisidir. Benden sonra on iki vasilerim vardır. İlki Ali b. Ebu Talib, sonuncusu ise Mehdi’dir.”

2- Feraid-us Simtayn, c. 2, s. 312:

Senetle Abdullah b. Abbas’tan; Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Doğrusu halifelerim, vasilerim ve Allah’ın benden sonraki halka hüccetleri on iki tanedir. İlki kardeşim, sonuncusu ise evladımdır.” Dediler ki: “Ey Resulullah, kardeşin kimdir?” Buyurdu ki: “Ali b. Ebu Talib’dir.” Dediler ki: “Evladın kimdir?” Buyurdu ki: “Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi onu adalet ve eşitlikle dolduracak olan Mehdi’dir. Beni hak üzerine müjdeleyici olarak gönderene andolsun ki, eğer yeryüzünün ömründen sadece bir gün kalsa dahi Allah, o günü o kadar uzatacak ki sonunda oğlum Mehdi zuhur edecektir. Allah’ın ruhu İsa b. Meryem gökten inecek ve onun arkasında namaz kılacak. Yeryüzü Rabbinin nuru ile aydınlanacak saltanatı doğuya ve batıya ulaşacak.”

3- Yenabi-ul Mevedde, c. 3, s. 160:

Resulullah’ın çobanı Ebu Süleyman’dan:

Resulullah’tan duydum ki şöyle buyuruyordu: “Miraç gecesi göğe yükseldiğimde, yüce Rabbim bana şöyle buyurdu: “Peygamber, Rabbinden kendisine nazil olanlara iman etti.” Dedim ki: “Mü’minler de.” Buyurdu ki: “Doğru söyledin. Ey Muhammed! Ben yeryüzü ehline şöyle bir baktım ve içlerinde seni seçtim. Sonra kendi isimlerimden birinden senin için bir isim seçtim. Benim zikrolunduğum her yerde sen de benimle zikrolundun. Ben Mahmud’um, sen de Muhammed’sin. Sonra bir daha baktım ve onların içinden Ali’yi seçtim. Onu kendi adımla adlandırdım. Ey Muhammed! Seni, Ali’yi, Fatıma’yı, Hasan’ı ve Hüseyin’i ve Hüseyin’in evlatlarından olan İmamları kendi nurumdan yarattım, sizlerin velayetinizi göklerin ve yerin ehline sundum. Kim onu kabullenirse benim yanımda mü’mindir ve her kim de karşı çıkarsa benim yanımda kafirdir.

Ey Muhammed! Eğer kullarımdan bir kul nefesi kesilinceye ve derisi kemiğe yapışıncaya kadar bana ibadet etse dahi, eğer sizin velayetinize karşı çıkarsa onu affetmem. Ey Muhammed! Onları görmek ister misin? Dedim ki: “Evet ey Rabbim!” Bana buyurdu ki: “Arşın sağ tarafına bak” Bakınca Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Cafer b. Muhammed, Musa b. Cafer, Ali b. Musa, Muhammed b. Ali, Ali b. Muhammed, Hasan b. Ali ve Muhammed Mehdi b. Hasan’ı gördüm. O, onların içinde inci gibi parlayan yıldız gibiydi. Buyurdu ki: “Ey Muhammed! Onlar benim kullarıma olan hüccetlerimdir. Onlar senin vasilerindir. Onlardan Mehdi, senin evlatlarından öldürülenlerin kanının intikamını alacak. İzzetime ve celalime andolsun ki o, düşmanlarımdan intikam alacak ve dostlarımı sevindirecektir.”

4- Harezmi Maktel-ül Hüseyin, s. 94:

İshak b. Haris ve Said b. Beşir naklederler ki; Ali b. Ebu Talib aleyhi’s-selâm şöyle dedi: Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih buyurdu ki: “Ben havuzun başında size ulaşacağım ve Ali, sen su dağıtacaksın, Hasan havuzu koruyacak, Hüseyin emredecek, Ali b. Hüseyin doldurulması için kaseleri sunacak, Muhammed b. Ali dağıtacak, Cafer b. Muhammed (halkı cennete) sevk edecek, Musa b. Cafer bizi sevenleri ve bize buğz edenleri sayacak, münafıkları zelil kılacak, Ali b. Musa mü’minleri zinetlendirecek, Muhammed b. Ali cennet ehlini derecelerine ulaştıracak, Ali b. Muhammed Şiileri için görücü gidecek ve onları hurilerle evlendirecek, Hasan b. Ali cennet ehline meşale olacak, Mehdi ise kıyamette onlara şefaat edecek. Allah sadece istediğine ve razı olduğuna izin verecektir.”

Bu hadis aynen “Feraid-us Simtayn”, c. 2, s. 321’de de geçer.

5- Yenabi-ul Mevvedde, s. 445.

Ali aleyhi’s-selâm’dan:

Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdu: “Her kim kurtuluş gemisine binmek, sağlam kulpa sarılmak ve Allah’ın sağlam ipinden tutmak isterse, Ali’yi sevmeli, onun düşmanına düşman olmalı ve onun evlatlarından olan hidayet İmamlarını imam edinmelidir.

Şüphesiz onlar benim halifelerim, vasilerim ve benden sonra Allah’ın halka hüccetleridirler. Onlar, ümmetimin efendileri ve takvalı olanları sevk edenlerdir. Onların hizbi benim hizbim, benim hizbim ise Allah’ın hizbidir. Onların düşmanlarının hizbi ise şeytanın hizbidir.”

Ve 446. sayfasında diyor ki:

Bazı muhakkikler şöyle derler: Peygamber’den sonraki halifelerin on iki tane olduğuna delalet eden hadisler, birçok yoldan meşhur olmuştur. Zamanın geçmesiyle malum olan şudur ki, Peygamber’in hadisteki maksadı, itretinden ve Ehl-i Beyt’inden olan on iki imamdır. Bu hadisin, Peygamber’den sonraki ashabından olan halifelere yorumlanması mümkün değildir. Çünkü onların sayısı on ikiden azdır. Hadisin Emevi sultanlarına yorumlanması da mümkün değildir; çünkü onların sayısı on ikiden çok fazladır. Ayrıca Ömer b. Abdulaziz dışındakiler aşırı derecede zalimdirler ve aynı şekilde onlar(Emeviler), Haşim oğullarından da değildirler. Çünkü Abdulmelik’in Cabir’den naklettiği rivayette peygamberimiz buyurmuştur: “Hepsi Haşim oğullarındandır.” Resulullah’ın bu sözü söylerken sesini kısması da bu rivayetin sıhhatinin emaresidir. Çünkü onlar Haşim oğullarının hilafetini istemiyorlardı. Ayrıca bu rivayeti Abbas oğullarının meliklerine de yorumlanması mümkün olamaz; çünkü onların hem sayıları fazladır, hem de şu ayete az riayet etmişlerdir: “De ki: Sizden yakınlarımı sevmeniz dışında hiç bir ecir istemiyorum.” Ve ayrıca Kisa hadisi de buna engeldir. Buna göre bu hadis sadece Peygamber’in itreti ve Ehl-i Beyt’ine yorumlanabilir. Çünkü on iki İmam kendi zamanlarının en alimi, en yüceleri, en takvalıları, nesep bakımından en yüceleri, hasep olarak en üstünleri ve Allah katındaki en kerametlileridirler. Onların ilimleri hem verasetle, hem de vehbi olarak dedeleri Resulullah’a dayanır. İlim, tahkik, irfan ehli olanlar onları böyle tanırlar. Peygamberin hadisinin anlamının on iki İmam olduğunu hem bu kitapta, hem de diğerlerinde geçen Sakaleyn hadisi ve diğer birçok hadis desteklemektedir.

Peygamberimizin Cabir b. Semureden nakledilen “Ümmetin hepsi onları kabullenecek” rivayetindeki maksadı ise şudur ki, kıyam edecek olan Mehdi zuhur ettiğinde bütün ümmet, onların İmametini ikrar edecektir.

Yeryüzü Asla Hüccetsiz Kalmaz

İnsan, Allah’a itaat veya isyan etme konusunda özgür olarak yaratılmıştır. Eğer Allah’a itaati seçerse, varlıkların en eşrefi ve en efdali olur. Fakat diğer varlıklar, genelde böyle değildirler. Onlar, yaratılışları gereği Allah’a itaat eder ve O’nu tesbih ederler. Yüce Allah buyuruyor ki: “Ve hiç bir şey yoktur ki, Allah’a hamd ederek O’nu tesbih etmesin.” [4]

Bu özelliğinden dolayıdır ki, insan diğer varlıkların yüklenemediği ağır bir vazifeyi yüklenebilmiştir. “Biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara sunduk, ama onlar yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular; İnsan onu yüklendi. Şüphesiz insan çok zalim ve çok cahildir.” [5]

Ancak insanlar, irade sahibi özgür varlıklar oldukları için her zaman Allah’a itaat yolunu seçmemektedirler ve dolayısıyla herkes bu emaneti taşıyamamaktadır. Bu sebeple, bu emanetin yerde kalmaması için insan yeryüzünde bulunduğu sürece onu taşıyabilecek, Allah’a karşı isyan etme zulmü ve cehaletine düşmemiş kamil bir insanın var olması ve insanlara yaratılış gayeleri olan “yalnızca Allah’a ibadet” etmeleri noktasında kılavuzluk etmesi gereklidir. İşte okuyacağınız “yeryüzünün asla hüccetsiz kalmayacağına” dair bize ulaşan hadislerdeki sır da budur.

1- el-Kafi, c. 1, s. 138

Kerram’dan:

İmam Cafer Sadık aleyhi’s-selâm şöyle buyurdu: “Eğer yeryüzünde sadece iki kişi bile kalmış olsaydı, birisi mutlaka İmam olurdu.” Yine buyurdu ki: “Kimse, Allah Teala kendisini hüccetsiz bıraktı diye itiraz edemesin diye en son ölecek olan İmamdır.”

2- el-Kafi c. 1 s. 137

Ebu Herase’den:

Muhammed Bâkır aleyhi’s-selâm şöyle buyurdu: “Eğer İmam yeryüzünden bir saat çekilse, tıpkı denizin ehlini boğduğu gibi yeryüzü kendi ehlini yutar.”

Aynı hadisi Şeyh Saduk “Kemal ud Din” c. 1, s. 203’de başka bir tarikle Ebu Herase’den nakleder. Yalnız burada “saat” kelimesi geçmez.

3- el-Kafi c. 1, s. 137:

Ebu Hamza’dan:

İmam Muhammed Bâkır şöyle buyurdu: “Allah’a ant olsun ki, Adem aleyhi’s-selâm olduğu günden beri Allah, yeryüzünü Allah’a hidayet eden bir İmamsız ve kullarını da hüccetsiz bırakmamıştır. Allah’ın, kullarına hücceti olan İmam olmazsa, yeryüzü baki kalmaz.”

4- Kemal-ud Din c. 1 s. 202

Ebu Mahmud; İmam Rıza’ın şöyle buyurduğunu nakleder: “Biz Allah’ın mahlukat arasındaki hüccetleri, kulların halifeleri ve sırrının eminleriyiz. Takva kelimesi ve sağlam kulp biziz. Bizler Allah’ın şahitleri ve insanlar arasındaki bayraklarıyız. Allah, gökleri ve yeri zail olmaktan korumak için, bizi vesile kılmıştır. Bizim vesilemizle yağmur yağdırır ve rahmet dağıtır. Yeryüzü açık veya gizli bir imamdan mahrum kalmaz. Eğer yeryüzünde bir gün dahi hüccet olmazsa, kendi ehlini tıpkı denizin yok etmesi gibi yok eder.”

5- İsbat-ul Hüdat, c. 1, s. 137:

“Keşf-ul Gumme fi Marifet-il Eimme” kitabında Ali b. İsa b. Ebu-l Feth-i Erbili, Sünni alimlerinden olan Hafız Abdulaziz b. Ahzar Cenabezi’nin “Maalim-ul İtre” kitabından naklen İmam Rıza aleyhi’s-selâm’dan, o da babalarından, Emir-ül Mü’minin aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu kaydeder: Resulullah salla’llâhu aleyhi ve alih yüce Allah’ın “O gün bütün insanları İmamlarıyla çağıracağız” sözü hakkında şöyle buyurdu: “Her kavim kendi zamanının İmamı, Rabbinin kitabı ve Peygamberinin sünneti ile çağırılacaktır.”

[1] – Secde/18.

[2] – Secde/18.

[3] – Enbiyâ/73.

[4] – İsra/44

[5] – Ahzab/72.

Vel hamdulillahi Rabbil Alemin

 Ve Salallahu ala muhammed va alihi muhammed El eimma vel mehdiyin ve sellim teslimen kesira

 Ve selamun aleyküm ve rahmetüllahi ve berekatü

 Hz Mehdi(a.s)’nin Resmi Paltalk Odası: >>Europe>>Turkey>>İmam Mehdi (a.s)’ın Ensarları

Ana Sayfa